Gece yüzünü dönerken gündüzün telaşlı kalabalığına, yine soluğu kurşunlanmış bahçelere açılıyor adımlarım… Yürüdükçe uzun , döndükçe sonu hüzün tutsaklığımın… Arada bir yüzümdeki gülüşleri ziyarete gelen sevinçlerim de olmasa ; Unuturum ezberimdeki insancıl sözleri…
Çünkü burada bir başınalık kalın giydirir adama… Keskin bıçak ağzı ayazlardır sayımlarda Kulağımı tırmalayan sevimsiz “koğuş kalk”lar…
Her sabah sığınaklarımı kundakladı kör ve cahil yarasalar… Provake edilmiş kalabalıkların kuşatmasında kayboldu sağduyum... Öfkeyle bilendim, haldan bilmez kahpe yalancıların, onurumu zedeleyen sözlerine… Küstü uykularım… Uyuyamadım… Voltalara yem oldu ayaklarım… Azaldım parmakuçlarımdan…
biraz öfke,biraz kahır,çokçada haykırış ama yalnız, ama tutsak !...böyledir mapushaneler dar alanda uzunnn yürüyüşler gerektirir içten içe konuşurken yürek böyle parçalanır içeriye kanı akarak!...Yüreğine sağlık,çok beğendim tarzınızı..