Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Anasayfa | Arsiv | Profilim | Rss | E-Mail
MENÜLER
Son Yazılarım

Kategorilerim
    Kategori yok

Son Yorumlar

Arama

Arkadaşlarım


18/6/2009 - VOLTALARA YEM OLDU AYAKLARIM....




Hükmü onaylanmış bir infaz dosyasının
ağrısı çoğalmış infaz saatlerindeyim…
Tedirgin kuş(ku)lar havalanıyor yüreğimden…

Gece yüzünü dönerken gündüzün telaşlı kalabalığına,
yine soluğu kurşunlanmış bahçelere açılıyor adımlarım…
Yürüdükçe uzun , döndükçe sonu hüzün tutsaklığımın…
Arada bir yüzümdeki gülüşleri ziyarete gelen
sevinçlerim de olmasa ;
Unuturum ezberimdeki insancıl sözleri…


Çünkü burada bir başınalık kalın giydirir adama…
Keskin bıçak ağzı ayazlardır sayımlarda
Kulağımı tırmalayan sevimsiz “koğuş kalk”lar…


Her sabah sığınaklarımı kundakladı
kör ve cahil yarasalar…
Provake edilmiş kalabalıkların kuşatmasında
kayboldu sağduyum...
Öfkeyle bilendim,
haldan bilmez kahpe yalancıların,
onurumu zedeleyen sözlerine…
Küstü uykularım…
Uyuyamadım…
Voltalara yem oldu ayaklarım…
Azaldım parmakuçlarımdan…

Hasan KARADENİZ

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2009 - HADİ YAR ! GEL-GİT(ME) ZAMANIDIR ŞİMDİ...


Şule İDİZ in objektifinden...


SUSUYORUM;

Yanık karanfil kokan gecede…
Bir sözcük bekliyorum denizlerinden…
Ay kıvrılmış yan yana uyurken yıldızlarla,
su bekliyorum eksilen düşlerime…
Ütopik bir devrimin,kararlı adımlarını
düşürüyorum durgun sahillerine…
Hadi yar ! gel-git(me) zamanıdır şimdi…

YÜRÜYORUM;

viraneye dönmüş yağmurlar kentinde…
Kaç adım oldu yalnızlığım…Say(a)madım…
Taş üstünde taş kalmıyor yüreğimin cenderesinde…
Her enkaz alanından nasıl da sağ çıkıyorum,
Her sabah inadına uyanıyorum,
dilimde bedeli acıyla ödenmiş bir sevda türküsü…

YAZIYORUM;

Sana dair sözlerimi gözlerimden yırtılmış sayfalara ,
Ne zaman bir çocuk düşünsem özleminde;
Çocuk konuşmayı öğrenir,sen gelmezsin…
Acıya sürgün yaşamlar ezberlerim gelmeyişlerinde…
Yokluğunun düşsel komalarında,uyu(mu)yorum yatağımda…
Çekiliyor tüm kanım,hasret geçen damarlarımdan…

ÖLÜYORUM;

Eskimiş mezarlarda,kum fırtınalarında ve soğuk toprakta…
Ve bende kalan;
bronşlarıma tüküren katı bir yalnızlık hükmü…
Devrik bir alfabeden oluşma defterime,
hükümsüz cümleler karalıyorum…
Ölüm iklimindeyim,susamıyorum…

SAVURUYORUM;

Yine dilimin ucuna gelipte söyleyemediğim cümleleri uçurumlarına…
Onca gözünü kan bürümüş vedalara ve bronşlarımı azdıran
buz gibi ayazlara rağmen,hala yürüyorum…
Ya düşüp gideceğim gözlerinden,
ya da asacağım kendimi kirpiklerinin darağacına…


Hasan KARADENİZ...
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/5/2009 - HEP YOK(UŞ) OLDU UMUDUN YOLLARI...




İfadesi alınıyor;
Gayr-ı meşru söylemlerime ,gayri ihtiyari tanıklık eden umutlarımın…
Ve aynı sebepten gözlem altında tutuluyor aşk’a dair cümlelerim…Güncemden sökülüp alınalı beri sesli harflerim;sessizlikteyim…Esaret kokulu diyarımda,her şafak bir yaprak geriye alınıyor takvimler.Zamansızlığımın ,ince hastalık olan yaraları kanıyor duvarlarımda…
Ne yazsam;susacakları bitmek bilmiyor,kağıtları zehirlemekten hüküm giymiş sabıkalı kalemimin…
İşte o sabıkalı kalemim elimde şimdi…Bir türlü söyleyemediklerim ,arkamdan ağladı hep…Oysa uzun cümleler kurardım ,bağıra-çağıra…Uzun cümlelerim tel örgülerde kısaldı sevgili…Şimdi ;içimdeki en militan duygularımı ayaklandırsam,bu AŞK ölümlerden kurtulurmu ?Bu devasa yıkımlardan mutlu yarınlar çıkar mı ?
Çıkmazındayım…Bu yüzden deliyorum acımın ambargosunu :

içtima alanlarına
akar-adım postallarıyla
yürüyen askerler vardı.
Coğrafyamda sağ-sol sesleri…
uygun adımların tek sesli hüznünde
büyüdü (k)ayıplarımız.
ihtilal sonrası kargaşada;
gözlem altında yitirilen gülüşlerim
ve inancıma pervasızca çöreklenen
kirli yüzler vardı.
Yankısı kurşunlanmış seslerim,
anne karnında doğmamış ölümlerim vardı.
Kimse duymadı fısıldadığımı, ölürken ben…

Birbirini yineleyen tek-düze günlerin boğuntusunda,yürüdüm yaşlı maltaları.Yüzüme çarpan mezar taşlarıyla uyandım kaç sabah.Yitirdim iki paralık aklımı ,suçun yangınlarında…İki dil arasında sıkışıp kaldım…
Ne söylesem;savaş yangını çıkardı cümlelerim.Oysa barışın çevrelediği bir dünyada paylaşılan ateşler yakmaktı amacım…Olmadı…Başaramadım...







Diline biber sürülmüş
türkülerimden
hep acı notalar yazdım sayfalara
zulümlerden öfke birikti isyanıma…
içi doldurulamamış politikaların boşluğunda;
hep yok(uş)oldu umudun yolları…
çıkamadık…

Yine de uzaklaştırıyorum kanayan öfkemi ,insancıl yanlarımdan.
Yeterince "görülmüştür" yaz(g)ısı hazin hikayelerim.Umutlu bir düşe tempo tutuyorum göğüs kafesimde,tüm kalbimle.Solu(ğu)mda mutlu uluslarla kaplı kumsallar,maviye sevdalı (b)akan nehirler,damarlarımda...ki damarlarım; neşterle kesip,yeniden diktiğim.
Acı (y)anlarım.

Hasan KARADENİZ…

HÜKÜMSÜZ EDEBİYAT DERGİSİ SAYI 2
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/11/2008 - HEP DÜŞTÜM SEVİNÇLERİMDEN...

Benim ;
sevmeye engel tel örgülerle kuşatılmış,
Kanayan yaralarım var acıtan….
Umuda yürüdüğüm yolların,kaygan buzulunda,
adımlarımı tökezleten,tehlikeli şiirler var,direnişime
barikatlar kuran…

Benim;
cehennem ateşlerine odun biriktiren,
günaha bulanmış
Kapkara gecelerim var,sol omzuma kazınmış…

Kimse bilmez;
Nedamet yağmurlarında,hep başım eğik yürüdüm sırılsıklam kaldırımlarda…

Sonra ;
Onursuz işkencelerde bağlandı gözlerim..
Çapraz sorguların ortasında;
Filistin askısı,kızılcık şerbeti,
Ve soysuz küfürlerdi tenimde kalan,
Tutanaksız,gayrı-resmi gizli acılarım…

Yay gibi gerilip kaskatı kesildiğim (b)askı odalarında
Savurdum suçlarımı yerden yere…
Yaz(g)ımda hep hazin hikayeler saklı…
Hep düştüm sevinçlerimden…

Aşk’a her ayaklanışımda bulduğum cesur şiirleri
Pusu kurup yaraladılar,üst üste nokta atışlarıyla…
Parantez içlerine sıkıştırdığım şizoid cümleleri,
anlam kargaşasında boğdular ,
alt noktası yüreğim olan soru işaretleriyle...

ve ne yazsam;
kendimi anlatamamış bir BEN kaldım,
satır aralarında...


Hasan KARADENİZ…

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/9/2008 - FEYLESOF'A: Aşk,hediyem olsun sana...

Harlanmış aşk'a baş kaldırışımın fotoğrafı;
Alfabenin sol hecesinden toparlanmış yar;
Sesimin yüksek uçurumundan gülümsediğim;
Adının ateşiyle soluğumu ömrüme bağışladığım;
Nigahımın kandillerine tescillemiş ayyaşlığım;



Kavlimin diline yüz geçirdiğim yaşamımın kutlu sabahısın
Aynalarımda kirlenmiş çığlıklarımın içine düşen Yusuf(‘um);
Rüzgârınla gelen tebessümünle sıvadım, gözlerimin çöl azığını
Ağız kıyında kutsandı, saçlarımla kazıdığım ölüm düşüm
Didarına c/ismimi aşk eylediğim iklimlerimin özlemi kirpiklerimde
Ey, en çok kendime ulu orta tufanladığım Yusuf yan(gın)ım
Ne yanından d/okunsam, ruhuna ifşa edildiğim soylu güzelliğini,
İçime doğrulmuş 29 harfim, dilimin s/aklına yıkanmış hecem oluyorsun
Züleyha’lığımın kanına yazılmış Yusuf kapısında şükür vaktimde doğuyorsun



Şimdi, vakti guslediliyor parmaklarımdan doğrulan hece yüklü ellerim
Az ötemdeydi hâlbuki 23 Eylül vakitlerini topladığım boş odalı kavgalarım
Lal bir zamanda göz kıyında ördüm saçlarımı,berzahına kıyam kalkarken aşk;
O vakit hükmü vurularak belirlendi, yazgı tenimin Yusuf lekesi; s/al şimdi beni kuyuna sevgili(m)…


DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN SEVDAM...YENİDEN HOŞGELDİN ÖMRÜME...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/9/2008 - SANCILI SÜR/GÜNLÜĞÜM II


Zından düştü payıma..
Ben bu hikayede hep;
etrafı namlularla kuşatılmış bir kaçağı oynadım…
İşte yine geldim kaçtığım yağmurlardan
üstüm başım çatışma içinde…
Peşimde ölümcül yargısız infazlar…
Koşarken düşürdüğüm cümlelerim
yüzümün rengini A/fişliyor duvarlara…

Yüzüm duvarda…
aklım ardımda…
kaçıyorum…

Bu yüzden hep geç kalıyorum sana sevgilim…
Bu yüzden gecikmiş çocuk gibi,
hep bağıra çağıra sevinçlerim…

Ama yinede bulutların üstünden eksik değil umutlarım…
Sol yanımda ,iç cebimde Yağmurlardan sana
Yalnızca sana sakladığım sevgi dolu cümlelerim var…

“VARSIN !.. YOKLUĞUN ZEHİR GİBİ YAŞANSIN…"

Varsın mevsimler geçsin üzerimizden postallarıyla…
yalnızlık tetiklesin kaburgalarımı..
Berbat öksürük nöbetleri tutsun 
ciğerimde yokluğun…

Ben seni canımdan öte bilip sevmişim..
Bildiğim bütün sevda masallarından
Derleyip en güzel sözleri,
senin için kazımışım sol yanıma…

Al işte !...Sol yanım senin…Hesapsızca…

                                                                                    HASAN KARADENİZ
                                                                                       
                                                                                            Gaziantep
                                                                                         20 ekim  2007

 

                                                                                     ("...")ilkay akkaya

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/9/2008 - SANCILI SÜR/GÜNLÜĞÜM...1





“İÇ BÜKEN BİR ACIYLA GELDİĞİM

BU SİYAH IŞIKLAR KENTİNDE ENKAZ OLDUM…”

 

Eylüldü…

Yıllar süren uzun bir sürgünden

dönmüştü kelepçeli ellerim…

Yüreğimde (u)mutlu bir sevda masalıyla

dönmüştüm istanbul’a…

 

Eylül’e kurmuştuk saatlerimizi…

Ağustosu yok saymıştık ömrümüze…

Boğazın serin sularında boğup acılarımızı,

elele yüzecektik kızkulesine…

 

Eylül gri bulutlarla gelmişti…

İstanbul’a yağmur yağdı…

Kara bir fırtına çıkıp gizlendiği yerden,

beni senden,

beni ken(t)dimden uzağa savurdu…

 

“GİDİŞİME DALGIN BİR İSTANBUL,

BEKLENTİSİNE KÜSMÜŞ BİR ÇİFT ELA GÖZ BIRAKTIM…”

 

Bir (k)ayıbın peşinden sürüklenmiştim

bu siyah ışıklar kentine…

Onurumu zedeleyen bu (k)ayıbın

iç yakıcı kargaşasında,

Seni ve özgür düşlerimi kaybettim…

Ağladım…

 

 

Ertesi hüzünlü bir Eylül sabahı :

 

Günaydınım…Sabahım…Sevgilim…

İçimin yangınlarınamı uyandın ?...

Zindan ;alacaklarını tahsil ederken genç ömrümden,

hasretin sancılarımı böldü uykularını ?...

 

Oysa zulamda birikmiş öpücüklerim vardı

sabahlarına hazır…

Küçük masum dokunuşlarım vardı tenine…

Hani dizime koyduğunda başını,

O rahat durmayan yanlarım…

Hani o söylemekten onur duyduğum,

yalnızca sana ait sevgi sözcüklerim :

 

(K)ADI(NI)M…İÇİME AKAN COŞKUN IRMAĞIM…

SENİ ÇOK SEVİYORUM…

 

Dışarısı Eylüldü…

İstanbul’a yağmur yağdı…

Kaldırımlar ıslaktı, gözlerin gibi…

Ben ıslanmadım…

 




HASAN KARADENİZ (ŞALO)
25 EYLÜL 2007
Gaziantep

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/9/2008 - SOLU(ĞU)MDASIN SEVDAM...

Suzinak bir şarkıdır, içimde kırık dökük vagonlarla yol alan yaşam..
Tren rayların uzun, ışıklı kimsesizliğinde geçiyor zaman..
Duvarların (k)arasında sancılı bir yaşam daha ekleniyor gözlerime…
(S)ağır bir zaman içindeyim…
Gece sedeften gölgeler dökülüyor avuçlarıma..
Alaca kanatlı atlılar, ellerinde simsiyah güllerle
geliyorlar yalnızlık merasimine..
Görecesiz, yasak ve bölücü bir yalnızlık bu..
Gözlerime hedef sevimsizliklerin yaylım ateşinde; 
inadına göremediklerimi seviyorum..
Yasakların belimi büken faşizanlığında; ekmeğimi,
suyumu bölüyor asi iştahsızlığım…

(P)ustayım (s)is içinde…

 

 Ne vakit bir uçurtma yapsam telli duvaklı,
tel örgülere takılıyor; kuyruk acısıyla çırpınarak..
Aynı labirenti dolaşıyorum uykusuz..
Koridor boyu üniformalar, kamuflajlar, yasaklar..
Ve demir parmaklıklar kanatıyor düşlerimi..
Kanıyorum…

Gidişime dalgın bir İstanbul,
dönüşüme beklentisine küsmüş bir çift göz bıraktım..
Affet beni sevgili..Yine (s)aklayamadım içimdeki haylaz çocuğu..
Soğuk yargı koridorlarında son bulan, onaylanmış bir hüküm,
karanlığa kesti sana gelişlerimi…Sonrası…

Sonrası, duvar dibi bekleyişler,uykusuz ranzalar, suskun voltalar..
Ve yine, hükümlüğün acı yüzüyle karşı karşıyayım
kendi mazoşist duygularımla;
bu anlamsız, bu yorucu savaş
daha ne kadar sürecek  bunu bilmiyorum..
Ne yana baksam inadına duvar örülüyor yürüyüşlerime..

Yine on adımlık sancılarda voltalıyorum, yaşlı Maltaları..
Sabahları çirkin imalı “koğuş kalk”ların kulak tırmalayan sesinde,
geçmişimden tanıdık sancılar biriktiriyorum yastığımın altında..
Gece vardiyalarının hüzün nöbetlerinde,
sana uzak ellerimi bastırıyorum göğsümün sol cenahına..
Uzun sohbetlerimizin aklıma yuva kurmuş
sevgi sözcüklerini yineliyorum,
hasret her yüzümde vuranda..

Bir ihtilal kadar yalnız,
hazin bir ölüm kadar sessiz acıların koynundayım..
Bu kaçıncı mevsim özgürlüğün bekleme odalarında..
Her akşam gürültüyle üzerime kapanan demir kapıların paslı ağırlığıyla,
serin bir poyraz esiyor bahçemde..

Üşüyorum...
Yılları devirmiş tutsaklığım, ayları büyütüyor gözlerinde..
Sancılı bir sevinci yeni toplamışken daha,
gereği düşünülmüş bir hüküm infazında,
 ertelendi geleceğe umutla bakan gülüşlerim..
Duman altı odamın en kederli köşesindeyim..
İki sigara arası zamanı azaltıyorum efkar demlenince gözlerimde,
(h)içlenen kalp sancılarımı asıyorum
dudağımda pusuyan duman halkalarına…

Solu(ğu)mdasın sevdam…
Gözümü kapattığım yanı başımda aşk belası bakışların,
ulaşılmaz dağların doruğundan KARADENİZ’ime dökülen
ateşi sönmez yegane ırmağımsın…

İçime dirençsin sevdam…

Tutsak duruşumda özgürlük saklıyorum senin için..
Yara almış yolculuğumuzun kanayan yerlerine,
sargısı bol düşler ekliyorum..

SOLU(ĞUM)DASIN SEVDAM…


                                                                                                                                    HASAN KARADENİZ (ŞALO)
                                                                                                                                           (içerdeyken)

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/8/2007 - SESLENİŞ..

Yüzüme ulaşılmaz yolların bitiminde de olsan seninleyim...
Olmazların zor dayatmalarına direniyorum cesur onurumla...
Nerde olursam olayım şahit tutuyorum seni ,
faili meçhul yaşam kayıplarımın çetelesine...
Adından çiçekler ekiyorum duvarlarıma..
Bilsem de senin emin ellerinle sulandığını,
yinede papatyanın telaşı vurmuş yüzüme


Pusuya yatan ölümün, yıkılmaya yüz tutmuş haliyle geldim sana…
Ömrümün en ağır ukdesinden, ruhuma sahip çıkman adına…
Adil olmayan, çıkmazlarımda savrulan badi sabahlarda biriktim aşk(ın)la…
Şimdi en yüklü, en vakitsiz zamanlardan hesaba çekildiğim şu anda,
gözlerime düşen arayış, çetelesine çizdiğin cesur onurun..
Tek hamlede devirip çıktığım yoluna..
BEKLE BENİ YAR….


Eylüle kuruyorum saatlerimi...Ağustos’u yok sayıyorum ömrüme..
Sen varsın diye korkmuyorum beklemekten…
Otobüs peronlarına asıyorum iri puntolu pankartlarımı...
"GELECEK VAR" diyorum....
”Duracak var ,inecek var” diyenlere inat...
Yaşıyorum işte gökyüzü…
Sevdamı yüreğimde, göğüs kafesimde saklıyorum...

Kesik ritimli eylül zamanların tik takına bulanıyor adımlarım…
Hesap düştüğüm ömür sayfamda dağlıyorum,
ısmarlama baharlarımdan kalma ağustosları…
Ehemmiyeti diline mühürlü sus’um, peronlarda astığın bekleyişlerine ses getirir…
Yorgan altı sakladığım uykusuz umuda devrilsin bütün avazlar…
Bilasur’ca göze aldığım sevda, bedevi şimdi yangınlara…
Vakti doldu sözlerimin…
Seni, azalmayan bir kelamın imasında ağız dolusu sevdim…
En deli yanımla şimdi gelişim…


Biliyorum "GELECEK VAR"...
Soğuk ve salim bir ateş içinde İbrahimi bir dirençle,
yangınların mavi alevinde seni beklemeye gidiyorum yar…
Gözlerim yollarında,sevincim kollarında,
umudum izlediğin sema da olacak...
Gülersen sevinçlerim senin,ağlarsan omzum senin,
yaşarsan ömrüm senin,taşırsan acılarımız ortak olacak...


Ayyuka miraç’lanan bu feryatla vurulsun artık gitmeler yar…
Deniz ardı fırtınalarımın, savaşçı lisanında kuşandım gardımı…
BEKLEDİN, GELDİM…
Giyotine baş eğdirip sancılarımı senden gelene selam tadında vardım; adım boyu, ağıdım boyu…
Nem kaldı ki yangınımdan başka…
Beni dilinde tutsak ağırlarsın…Bilirim en çok da yanılmışlıklara ağlarsın…
Sustur yağmurlarını…Kelebek ömrüne eş kıl çığlıklarını…
Eyvallah dedim, beklediklerine geldim…
Kıl beni kendine…


Dağların doruğunda yakılan nevroz ateşlerinin coşkusu şimdi,
yüreğime saldığın sevgin...Yangın mavisi şimdi Karadeniz’in suları...
uzun bir hava gibi soluksuz çekiyorum seni…
Düşlerimin kıyısına ırmaklar ekliyorum içimin yangınlarından…
Kapatıyorum kapılarımı geçmiş ölümlerin ardından…
Anlatıyorum uçsuz bucaksız Karadeniz’e duvarların saklı dilini…
Kuytunda susuyorum avazımı…
Geldin ya; soyundum işte sessizligimden…Giyinip gitti sızım…
Sen yüreğime benzin döküp kibrit çakan usta bir kundakçısın...


Yüzümün beyhude yoksulluğunda mıhlanan
bir kahırlık aşkın kıyısında çiçeklendim…
Dilimin karmaşıklığı, berraklaştı sularında…
Düşümü zorluyor şimdi düşün…
Delirir mi umuduma gece..Savrul pervasızca içime...
Eğil parmak uçlarımda zonklayan kalemime…
Hadi, kapayalım kapıları…Son sus’umla, son cümlem ol dilime...
Avaz avaz sen yankı kes gök kubbede…


KIRMRIZI SATIRLAR: HASAN KARADENİZ
MAVİ SATIRLAR: ŞULE İDİZ

Yorum (17) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/8/2007 - GEÇTİĞİM YOLLAR DÜRÜLDÜ...

 

"Bile bile geldim ben bu uçurumun kıyısına…

Geçtiğim yollar dürüldü…Dönüş yok artık…."



Şimdi seni beklemek sevmekten daha zor…

Tek başına tecrit kokusu satırlarımda…

Hangi imlasına dokunsam kelimelerin,

kesik bir kol gibi önüme düşüyor yalnızlığım…Kan tutuyor geceyi…

 

 

Şehirlerarası bir Aşk’a sız(l)ıyorum gecenin kör vakitlerinde…

Beni sana getirmeyen yolculukların,

griye kesmiş peronlarında molasız hüzün sendromları

çörekleniyor göğsümün sol cenahına…

Yaralarımı nasırlaştırma çabasındayken;

Yokluğun yeni neşter kesikleri ekliyor tenime…

Saçlarmı al parmaklarının arasına sevdiğim,

Hırçın yangınların tarasın yağmurda ıslaklığımı…

 

Tabut çivileriyle mıhlandığım seyirsiz yollardayım…

Güneşe dönük yüzüm kavruk yangınlarda (p)alazlanıyor yokluğunda…

Yine ağlak bir çocuk bağdaş kurmuş

oturuyor kançanağı gözlerimde…

 

Acımasızlaştıkça hayat;

Anarşist cümleler biriktiriyorum dilimde…

Yine  suçlarıma benzin döküp kibrit çakıyorum…

 

suçluyum…

 

Sorguya çekiyor düşlerim beni…

Akla hayale gelmedik metodlarla sinsi işkenceler yapılıyor düşüncelerime… gözlerim bağlı…karanlığım…

Bileklerim ters kelepçe hareketsizliğinde,

Sinirli tavırlar geziniyor etrafımda…

Üstü başı küfür kokan bir rüzgar devralıyor geceyi…

Uzadıkça uzuyor cüzzamlı kimsesizliğim…

Dışarı atıyorum kendimi…

 

Yol boyu ıslak kaldırımlar…

Fahişeler ve dumancıların yaşlı özlemleri yansıyor yüzüme…

Sırtımda yumurta küfesi,yorgun adımlarım…

Düşsem bin parça olur beklentilerim…

Korkuyorum…

Selam vermeden geçiyorum kaldırımları…

Yine on adımda bir duraksıyor yürüyüşlerim…

Kendime kaçıyorum…

 

Her sabah uyandığımda yolunu şaşırmış bir çığlık
çörekleniyor ayaklarıma,
kuşatılmış penceremden dışarı çıkarıp dudaklarımı,

acılarımı öpüyorum
Usulca sessiz ve hırsız adımlarla geçiyorum

şehrimin karmaşık sokaklarını..

sokaklar kaygılarını dikenli sözlere bırakmış insanlarla dolu...
kendimi bulmaca oynuyorum...

 

Hükmüm ağır bilirim;
Şiddeti ölçeksiz bu depremin...

Hüzün vurdukça yüzüme tütün sarıyorum...

Nikotin sarısı ellerim…
Acılarıma tuz basıyorum kalbimin terazisinde
haksızlık olmasın hiç bir yarama diye...

 

Boynumda bir ilmek olsa da şimdi yaşamak ağrısı ...
Yine de içim ünlem kaçakları...

Parantez içlerinde erteliyorum Aşk’a dair  infazları...
yaşamımı cenderelerden süzüyorum,

yazarak alıyorum yaşamdan alacağımı…

öderim bu bedelleri de direncimle...

Eğer bir şairle sevişerek ödendiyse...

 

HASAN KARADENİZ

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->



feylesof-uzlet